Merhaba, nasıl gidiyor Türkiye?

Duyulan bir cami anonsu, “1,75 boylarında, 27 yaşında olduğu bilinen; mavi tişörtlü, siyah pantolonlu ve ayağında kırmızı terliklerle, “Fredrick” adlı erkek şahıs, “Şükûfe Hanım Hastanesi’nden kaçmıştır: Görenlerin camimize bildirmesi rica olunur, ödül $500.”

Böyle bir anonsla, böyle bir güne uyandı; duyduklarını birleştirmesi zaman alıyor: “Cami, Fredrick, Şükûfe Hanım Hastanesi ve 500 dolar.”

Uzun bir yürüyüş ardından sırılsıklam, vapurdan indiğindeyse yüzünde köpük baloncuklar, patlıyor… Karşısında havuç yiyen tavşan, onun yanında zıplayan kanguru, arkasında yumurtlayan tavuk: hepsi bir emeğin, “tahta tutacağında” hareket ediyor. Sokağın sesinden, iki şarkı kulaklarında:

“Mendilimin ucuna sakız bağladım, sakız…”

“Yağma yağmur, esme rüzgâr, yolda yolcum var benim…”

Eğlenceli bir gün. Ta ki, bir adamı denize karşı bir bankta “kira sözleşmesiyle” bulana kadar. Çiçekçi teyze nazar boncuğunu yakasına iliştirmekte, herkese söylediği o güzel cümlelerin aynısını söylemekte (yani kandırılmaktadır).

Bakışlar, bölünmekte: Güvercinler, serpilen yemler arasından “pır pır” uçmakta, bir yorgun emeğin çalı süpürgesi önünden geçmekte, uzun çorba sırasında beklenmekte, son çaylar yudumlanmakta ve bir çocuk tarafından fazlasıyla ağır bir yük taşınmakta; içinden bir şeylerin tam kopma anında:

Kız Kulesi tam karşısında dikilmektedir: Suret-i-İstanbul

Burada, insan hikâyeleri bol bulunur, manzaralar buruktur; lakin ruh doludur. Ruhu kaybedersek hâlimiz nice olur. Yarım kalmış simidin son lokmasını martılara attığı sırada, ayak bir ipe dolanmaktadır:

-Bir kanca dedi, kendi kendine, oltanıza takıldım, balık değilim, ipiniz dedi, ayağımda, nasıl kurtulacağım?

-Ah dedi misina, (terminolojiye hâkim değil).

Kurtardı kendini, bu şehre tekrar baktı; çok sevdiğinden fazlaca sıkılmış bir hâl içinde. Saçlarıysa birbirine dolanmış, yoluna devam etmektedir.

Seçilemeyen bir yüz, birden “Merhaba, nasıl gidiyor Türkiye?” diyerek gülüyor ve geçip gidiyor. Cevabı, duymak istemediği kesin, insanlar arasından bu soruya “seçilmiş olmasına” o da gülüyor. Anonsla başlayan böyle bir günün, varacağı yere hiç şaşırmamalı. Sonradan fark ediyor; mavi tişört, siyah pantolon ve kırmızı terlikler. Şükûfe Hanım Hastanesi’nden kaçan Fredrick, öylece geçip gidiyor.

— Aslıhan Atalar