Muamma

Bir müzik listesi, bir dünya, benim dünyam. Mümkünlüğün dünyası. Hikâyemiz, Moein’in Moama’sıyla başlıyor:

“Aşk çözülmesi zor bir muamma…”

“İnanç ile şüphe arasında aşk ile gizem arasında…”

(معمّا) MUAMMA

İstanbul’dan, New York’a uzanan bir yolculuğun hikâyesi, başrolde kitap okuyan bir kadın var bu sefer Rushdie’nin Quichotte’sini okuyor. Okuduğu kitaptan etkilenip benzer şeyler kurmaya çalışacak. Lütfen, hançerlerinizi kendinize saklayın ve yerlerinize hizalanın. Konum atıyorum, yer: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi. Nasıl karar verdi? Kitabı kapatıp gerçek dünyaya adım atmanın zamanı geldi:

“Gerçekle hayal arasında, hayal ile gerçek arasında…”

Elinde bir kasetçalarla, barışı getirebilir mi? Ama hikâye 2026’da geçiyor, Spotify listesi dinlenmeyi bekliyor. Hem de konseyin tam ortasında, baskın var! İstila diyecekler ben de şöyle diyeceğim, insanlığın istilası yakındır ve insan olanlara çağrımdır, alçaklar gözlerini kapatsın, halbuki tam tersi oluyor. Bahsi geçen kurumlar gerçek midir, hayal midir? Simülasyondur. Gerçek, hayal, acı ve gerçeküstü birbirine karışmış, tılsımını BM Güvenlik Konseyi’ne bırakmış. Seyredenler ellerini kaldırsın.

Seyircilerden birinin hatırladığı bir sahne var: İran BM Temsilcisi İravani’nin yalnızlığı, haksızlığı anlatırken çırpınışı, yüzündeki ümitsizlik ama vakurluk. Karşısında ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun yüreğiyle bağlantısının tamamen kopmuş olduğunu anladığımız rasyonellik adı altında savurduğu cümleleri ve üste çıkmaya çalışması. İsrail’in (Daimî) Birleşmiş Milletler Temsilcisi Danon’un telefonuna sürekli bakması ve karşındakini kale almayan davranış biçimleri ve onların ekrana yüzen düşleri… Fazlasıyla içerliyor, televizyonu sinirle kapatıyor. Halbuki masadan bu kadar erken kalkmamayı diplomasiden öğrenebilirdi ama Susan Roshan’dan Ghomarbaz’la cevap verecek:

Ye âsé, ye shâhé, ye sarbâz, ghomâr bâzé, ghomâr bâzé, ghomârbâz Bir as, bir papaz, bir vale, kumarbazdır, kumarbazdır, kumarbaz….

Oyununuzu, kader sanmayın ve şarkıdan bir söz daha, “Kaderi, oyunun içine alet ettiler.” İstanbul’dan New York’a, elinde Rick Steves belgeseli, kasetler veya bir Spotify listesi, kulağındaysa Moein’den Tolou (Gün doğumu) var:

باش شبو از قصه جدا کن چکه کن رو باور من خط بکش رو

Nasıl gitmiş? Hiç önemi yok, ama geceyi kederli masallardan koparacak, ayıracak ya da kurtaracak. Dünyayı kederli masallardan kurtarabilecek miyiz? Haklıya, hakkını verecek miyiz? Yine Moein’den:

تا از در اومد بوی گل اومد

Erkeklerin dünyasında, gül kokularıyla, konseyin tam ortasında: İran’ın tüm kadınlarına bir şarkı gönderecek, kadınların bu adamların ağzında yem olmasına daha fazla izin vermeyecek. Leila Forouhar’dan Yare Shirin (Tatlı Yarim) parçası geliyor. Gözleri Merkel’i arıyor, her hikâyenin biraz da “Alame Eshgh” (Alem-i-Aşk) olduğunu biliyor ve sıradaki kaseti koyuyor:

Bu aşkın hikâyesinden başka ne anlattım ne dinledim?

Hikâye anlattıysam gönlümünüm dertlerini anlattım.

Homeyra diyor ama doktor da aynı şeyleri söylüyor, konseye reçetesini yazıyor; üç harften oluşuyor ama bir kalemde söyleniyor (aşk). Sevmeyi öğrenebilirlerse bunlar başımıza gelmeyecek. Leila Forouhar mikrofonu alıyor, Ey Gönül Ey “Aşk güvercin gibi bir gün çatına gelecek…”

— Aslıhan Atalar